Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) Genel Başkanı Okan Geçgel, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Christodulides ile gerçekleştirdiği görüşmeye sert tepki gösterdi. Geçgel, Abbas’ın görüşme sırasında verdiği samimi görüntülere, kendisini Güney Kıbrıs’ta evinde gibi hissettiğini ifade etmesine ve Rum Yönetimi’nden İsrail ile ilişkiler konusunda arabuluculuk talep etmesine eleştirilerde bulundu.
Geçgel, Türkiye’nin Filistin halkının hakları ve bağımsızlık mücadelesi için uluslararası platformlarda kararlı bir duruş sergilediği bir dönemde, Türkiye karşıtı politikalarıyla bilinen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne yönelik bu yaklaşımın kabul edilemez olduğunu belirterek, Mahmud Abbas’ın siyasi tercihlerinin ciddi biçimde sorgulanması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin mücadelesi ortadayken Abbas neden Türkiye karşıtı bir yönetimin yanında?
Türkiye’nin yıllardır Filistin halkının özgürlüğü, bağımsızlığı ve kendi topraklarında onurlu bir yaşam sürmesi için büyük bir mücadele verdiğini hatırlatan Geçgel, “Filistin’de yaşanan insanlık dramını dünyanın gündemine taşıyor, İsrail’in işgal politikalarına karşı sesini yükseltiyor ve Filistin halkının haklı davasını uluslararası platformlarda savunuyor” dedi.
Cumhurbaşkanından hükümet yetkililerine, sivil toplum kuruluşlarından Türk milletine kadar Türkiye’nin farklı kesimleri Filistin halkının yanında dururken, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın kalkıp Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde kendisini evinde hissettiğini söylemesinin siyasi açıdan son derece düşündürücü ve izaha muhtaç bir tutum olduğunu ifade eden Geçgel soruyorum Türkiye’nin Filistin davası için verdiği mücadele ortadayken, Mahmud Abbas kendisini neden Türkiye’nin hassasiyetleriyle taban tabana zıt politikalar izleyen bir yönetimin yanında bu kadar rahat hissetmektedir?” diye konuştu.
Türkiye’nin Kıbrıs meselesindeki haklı tezlerine karşı çıkan, Kıbrıs Türklerinin hak ve çıkarlarını görmezden gelen ve Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecinde de önemli anlaşmazlık başlıklarından biri olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne bu derece yakınlık göstermenin, Filistin davasını temsil eden bir liderin siyasi sorumluluğuyla bağdaşmadığını belirten Geçgel, sözlerini şöyle sürdürdü:Mahmud Abbas’ın tutumundaki asıl çelişki, yalnızca Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni ziyaret etmesi değildir. Asıl mesele, İsrail’le yakın ilişkileri bulunan bir yönetimin liderinden İsrail ile ilişkiler konusunda arabuluculuk beklemesi ve ardından o ülkede kendisini evinde gibi hissettiğini açıklamasıdır. Filistin halkı yıllardır işgalin, şiddetin, yıkımın ve ağır insani kayıpların bedelini öderken, Filistin Devlet Başkanı’nın İsrail’le yakın ilişkiler yürüten bir yönetimi aracı kılmaya çalışması hangi siyasi aklın ürünüdür?
Diplomasi adına her tercihi makul göstermek mümkün değildir
Elbette devletler arasında diplomatik ilişkiler kurulabileceğini, farklı ülkelerin liderleriyle görüşmeler yapılabileceğini ancak diplomasi adına her tercihi makul göstermenin mümkün olmadığını dile getiren Geçgel, “Özellikle Filistin gibi yıllardır işgal altında bulunan, bağımsızlık mücadelesi veren ve ağır bedeller ödeyen bir halkın geleceği söz konusuysa, siyasi tercihler çok daha dikkatli değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
İsrail’le yakın ilişkileri bulunan bir yönetimin liderinden arabuluculuk beklemenin, ardından o ülkede kendini güvende ve evinde hissettiğini söylemenin, Filistin halkının vicdanında ve Türkiye kamuoyunda haklı sorular doğurduğunu vurgulayan Geçgel, “Mahmud Abbas’a açıkça hatırlatmak isterim: Filistin davası, diplomatik nezaket görüntülerine sığdırılamayacak kadar büyük siyasi hesaplara kurban edilemeyecek kadar kutsal bir mücadeledir” dedi.
Türkiye’nin desteğini görmezden gelmek büyük bir siyasi tutarsızlıktır
Türkiye’nin Filistin meselesinde yalnızca söz söyleyen bir ülke olmadığını, Filistin halkının haklarını uluslararası platformlarda gündeme taşıdığını, insani yardımların ulaştırılması için çaba gösterdiğini ve Filistin’in bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmesi gerektiğini savunduğunu belirten Geçgel, Türk milletinin de Filistin halkının acısını kendi acısı olarak gördüğünü, vicdanını ortaya koyduğunu ve mazlumların yanında durduğunu kaydetti.
Geçgel böyle bir Türkiye’nin varlığı ortadayken, Mahmud Abbas’ın Türkiye’nin hassasiyetlerini görmezden gelen bir görüntü vermesi kabul edilebilir değildir. Hiç kimse Türkiye’nin Filistin halkına verdiği desteği bir mecburiyet olarak değerlendirmemelidir. Türkiye’nin desteğinin arkasında tarihsel bağlar, insani sorumluluklar ve bağımsızlık mücadelesine duyulan saygı vardır. Bu desteğin kıymetini bilmek, Filistin adına siyaset yapan herkesin sorumluluğudur” diye konuştu.
Ancak açıkça ifade ediyorum Türkiye’nin Filistin halkının yanında olması, Mahmud Abbas’ın her siyasi tercihini onaylayacağı anlamına gelmez. Filistin halkına dost olmak başka, Filistin adına alınan her siyasi kararı doğru kabul etmek başkadır” diyen Geçgel, itirazlarının Filistin halkına değil, Filistin davasının ruhuyla çeliştiğini düşündükleri siyasi tercihlere olduğunu söyledi.
Filistin halkının ihtiyacı tutarsız diplomasi değil, ilkeli bir yönetimdir
Filistin meselesinin çözümsüz kalmasında İsrail’in işgal politikalarının ve uluslararası toplumun yetersiz tutumunun yanı sıra Filistin siyasetindeki bölünmüşlüğün de etkisi bulunduğuna dikkat çeken Geçgel, El Fetih ile Hamas arasındaki ayrışmanın Filistin halkının ortak bir siyasi irade etrafında buluşmasını zorlaştırdığını ifade etti.
Geçgel, “Filistin halkının bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey, kişisel veya örgütsel hesapların ötesine geçen, bağımsızlığı ve ulusal birliği önceleyen tutarlı bir siyasi anlayıştır. Filistin halkı özgürlük beklerken, kendi adına karar veren yöneticilerin önceliği diplomatik görüntüler değil, halkın geleceği olmalıdır” dedi.
Mahmud Abbas’ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile kurduğu yakınlığın da bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğini belirten Geçgel, “Filistin davasını temsil eden bir lider, yalnızca kimlerle görüştüğünü değil, bu görüşmelerin hangi siyasi mesajı verdiğini de düşünmek zorundadır. Bir liderin görevi, yalnızca kendisine diplomatik kapılar açmak değildir. Asıl görevi, temsil ettiği halkın haklarını korumak, mücadelesinin itibarını gözetmek ve siyasi tercihlerinde tutarlı davranmaktır” ifadelerini kullandı.
“Filistin halkının yanındayız, ancak Mahmud Abbas’ın bu tutumunu kabul etmiyoruz
TİGAD olarak duruşlarının net olduğunu vurgulayan Geçgel, Filistin halkının özgürlük, bağımsızlık ve kendi topraklarında güven içinde yaşama hakkını savunduklarını ancak Filistin adına siyaset yapan yöneticilerin tercihlerini de eleştiri dışında tutmadıklarını söyledi.
Geçgel Mahmud Abbas’ın Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideriyle verdiği samimi görüntüleri, kendisini orada evinde hissettiğini söylemesini ve İsrail ile ilişkiler konusunda Rum yönetiminden arabuluculuk beklemesini doğru bulmuyoruz. Böylesine hassas bir dönemde, Türkiye’nin Filistin halkı için verdiği mücadele ortadayken, Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki tezlerine karşı çıkan bir yönetimle kurulan bu yakınlığın hangi amaca hizmet ettiğini Mahmud Abbas kamuoyuna açıklamalıdır dedi.
Bizim ölçümüz şahıslar değil, ilkelerdir
Mahmud Abbas’a çağrıda bulunan Geçge Türkiye, Filistin halkının haklarını savunmak için uluslararası alanda mücadele ederken, siz neden İsrail’le yakın ilişkileri bulunan ve Türkiye’nin haklı hassasiyetleriyle karşı karşıya gelen bir yönetimden arabuluculuk bekliyorsunuz? Kendinizi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde evinizde hissettiğinizi söylüyorsunuz. Peki, Filistin halkının yıllardır süren işgal ve bağımsızlık mücadelesini temsil eden bir lider olarak, bu yakınlığın Filistin’e ne kazandıracağını düşünüyorsunuz?” diye sordu.
Unutulmamalıdır ki Filistin halkının yanında olmak, Mahmud Abbas’ın yanında olmak demek değildir. Filistin davasını savunmak, Filistin adına alınan her kararı sorgusuz sualsiz kabul etmek anlamına da gelmez” diyen Geçgel, sözlerini şöyle tamamladı:Bizim ölçümüz şahıslar değil, ilkelerdir. Bizim önceliğimiz diplomatik görüntüler değil, Filistin halkının özgürlüğü ve bağımsızlığıdır. Mahmud Abbas’ın siyasi tercihleri, Filistin halkının haklı mücadelesine zarar verecek bir tutarsızlığa dönüşmemelidir. Türkiye’nin desteğini ve Türk milletinin hassasiyetlerini görmezden gelen bu yaklaşım yeniden değerlendirilmelidir. Türkiye, Filistin halkının yanında durmaya devam edecektir. Ancak bu destek, Filistin adına siyaset yapan yöneticilerin her tutumunu sessizce kabul edeceğimiz anlamına gelmez. Mahmud Abbas, kiminle yakınlık kurduğunu, kimden destek istediğini ve hangi siyasi mesajı verdiğini iyi düşünmelidir. Çünkü mesele yalnızca diplomasi değil, Filistin halkının bağımsızlık mücadelesinin hangi ilkeler üzerine inşa edileceğidir.
#TİGAD #OkanGeçgel
#Gulermedya #Karadenizgundemtv