enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,6918
EURO
55,7233
ALTIN
6.384,76
BIST
11.116,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
19°C
İstanbul
19°C
Az Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
19°C
Pazartesi Çok Bulutlu
20°C
Salı Yağmurlu
18°C
Çarşamba Çok Bulutlu
13°C

 Başkan Geçgel 21 Ekim Gazeteciler Bayramı mesajı tasarruf tedbirleri basının belini büküyor

 Başkan Geçgel 21 Ekim Gazeteciler Bayramı mesajı tasarruf tedbirleri basının belini büküyor
REKLAM ALANI
22.10.2026 22:53

 Başkan Geçgel 21 Ekim Gazeteciler Bayramı mesajı tasarruf tedbirleri basının belini büküyor

Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) Genel Başkanı Okan Geçgel, 21 Ekim Gazeteciler Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada, basın sektörünün ekonomik darboğazını, tasarruf tedbirlerinin medya kuruluşları üzerindeki olumsuz etkilerini, gazetecilerin ağır çalışma koşullarını ve yeşil pasaport taleplerini gündeme taşıdı.

TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, 21 Ekim Gazeteciler Bayramı nedeniyle kapsamlı bir açıklama yaptı. Geçgel, “Demokrasinin teminatı, milletin sesi ve kamuoyunun vicdanı olan basın kuruluşlarını ekonomik olarak ayakta kalamaz hâle getiren uygulamalar, yalnızca gazetecileri değil, toplumun haber alma hakkını da tehdit etmektedir” dedi.

21 Ekim’in Türk basın tarihinde önemli bir dönüm noktasını temsil ettiğini belirten Geçgel, 1961 yılında 212 sayılı Basın İş Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle gazetecilerin haklarını korumaya yönelik önemli bir adım atıldığını hatırlattı. Geçgel, “21 Ekim, bu yönüyle gazetecilerin dayanışmasını, mesleki haklarını ve basın özgürlüğünü hatırlatan anlamlı bir gündür” ifadelerini kullandı.

Ancak bugün gazetecilerin mesleğin tarihî sorumluluğunu omuzlarında taşırken ekonomik sorunlardan çalışma koşullarına, mesleki güvenceden basın özgürlüğüne kadar birçok alanda ciddi sıkıntılarla mücadele ettiğini vurgulayan Geçgel, Gazeteciler Bayramı’nı kutlarken yalnızca güzel temennilerde bulunmanın yeterli olmadığını, sektörün gerçek sorunlarının konuşulması ve somut adımlar atılması gerektiğini belirtti.

YAZI ARASI REKLAM ALANI

Gazetecilik yalnızca aber yazmak değildir

Geçgel, açıklamasında gazetecilik mesleğinin tanımını şu sözlerle yaptı:Gazetecilik, yalnızca haber yazmak veya görüntü aktarmak değildir. Gazetecilik; gerçeğin peşinde koşmak, kamu adına soru sormak, yanlışları ortaya çıkarmak, vatandaşın sesi olmak ve gerektiğinde bütün zorluklara rağmen hakikati savunmaktır. Gazeteci, çoğu zaman herkesin dinlendiği saatlerde çalışır, herkesin evine çekildiği anlarda görev yapar. Afette, kazada, seçimde, toplumsal olaylarda ve hayatın en zor anlarında kamuoyunu bilgilendirmek için sahadadır. Üstelik bütün bunları yaparken ekonomik kaygılarla, yetersiz ücretlerle, ağır çalışma koşullarıyla ve mesleki güvencesizlikle mücadele etmektedir. Böyle bir mesleğin mensuplarını yalnızca özel günlerde hatırlamak değil, onların sorunlarını çözmek de hepimizin sorumluluğudur.”

Tasarruf tedbirleri basının belini üküyor

Tasarruf tedbirleri kapsamında medya kuruluşlarının karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunlara özellikle dikkat çeken Okan Geçgel, gazete ve dergi aboneliklerinin iptal edilmesinin, kamu kurumlarının basılı yayın alımlarının sınırlandırılmasının ve medya kuruluşlarının kamu reklamlarından yeterince yararlanamamasının sektörü ciddi biçimde etkilediğini ifade etti.

Kamuda tasarrufun elbette önemli olduğunu, kamu kaynaklarının verimli kullanılması ve israfın ortadan kaldırılmasının ortak beklenti olduğunu belirten Geçgel, “Ancak tasarruf denildiğinde ilk akla gelen alanlardan birinin basın olması, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir meseledir” dedi.

Geçgel, şöyle devam etti: “Tasarruf tedbirleriyle birlikte birçok kamu kurumunda gazete ve dergi abonelikleri iptal edildi, basılı yayın alımları sınırlandırıldı. Kamu kurumlarının medya kuruluşlarıyla yürüttüğü reklam ve tanıtım faaliyetleri de bu süreçten olumsuz etkilendi. İlgili mevzuat ve tasarruf düzenlemeleri çerçevesinde yaşanan bu daralma, zaten ayakta kalma mücadelesi veren yerel gazeteleri, internet haber sitelerini ve dergileri daha da zor durumda bıraktı. Bir gazetenin veya derginin bir kamu kurumuna ulaşması yalnızca bir satın alma işlemi değildir. Bu, aynı zamanda yerel haberciliğin desteklenmesi, kamuoyunun farklı kaynaklardan bilgi edinmesi ve basın kuruluşlarının ekonomik varlığını sürdürebilmesi açısından önemlidir.”

“Kamuda tasarruf edilmesi gereken bunca alan varken, yıllardır vatandaşın haber alma hakkı için mücadele eden gazete ve dergilerin birkaç kuruşluk abonelik bedellerine göz dikmek ne kadar doğrudur?” diye soran Geçgel, israfın, verimsizliğin ve gereksiz harcamaların önüne geçmek yerine basının sınırlı gelirlerine yönelmenin tasarruf anlayışının amacına hizmet etmediğini söyledi.

Basın kuruluşlarının zaten yüksek kâğıt, baskı, dağıtım, personel, kira, enerji ve teknoloji maliyetleriyle mücadele ettiğini hatırlatan Geçgel, “Dijital medyada ise yazılım, sunucu, teknik altyapı, içerik üretimi ve nitelikli personel giderleri her geçen gün daha fazla yük oluşturuyor. Gelir kaynakları daralan bir sektörün bu maliyetler karşısında ayakta kalmasını beklemek gerçekçi değildir. Basından tasarruf olmaz! Basını ayakta tutmak, demokrasiyi, çoğulculuğu ve milletin haber alma hakkını ayakta tutmaktır. Tasarruf tedbirleri yeniden değerlendirilirken medyanın yaşadığı ekonomik gerçekler göz ardı edilmemeli; yerel ve dijital basının sürdürülebilirliğini sağlayacak, şeffaf ve adil mekanizmalar oluşturulmalıdır.”

Yerel basının güçsüzleşmesi yerel demokrasinin de güç kaybetmesidir

Yerel medyanın şehirlerin hafızası olduğunu belirten Geçgel, yerel basının ekonomik olarak zayıflamasının doğrudan toplumsal sonuçlar doğuracağına işaret etti.Yerel gazeteler, internet haber siteleri ve dergiler yalnızca ticari işletmeler değildir. Bir şehrin gündemini tutan, sorunlarını görünür kılan, vatandaşın talebini yöneticilere ulaştıran ve yerel yönetimlerin faaliyetlerini kamuoyu adına takip eden kuruluşlardır” diyen Geçgel, sözlerini şöyle sürdürdü: Küçük bir ilçede yaşanan sorunu ülke gündemine taşıyan, bir vatandaşın mağduriyetini duyuran, kamu hizmetlerindeki aksaklıkları ortaya çıkaran çoğu zaman yerel basındır. Yerel basın ekonomik olarak zayıfladığında yalnızca bir işletme kapanmış olmaz. O şehirdeki haber kaynakları azalır, kamuoyu denetimi zayıflar ve vatandaşın sesi daha az duyulur. Yerel gazetelerin ve internet haber sitelerinin kapanması, şehirlerin hafızasından sayfaların koparılması anlamına gelir.”

Kamu kurumlarının basınla ilişkisinin yalnızca reklam satın almaktan ibaret görülmemesi gerektiğini vurgulayan Geçgel, reklam ve tanıtım faaliyetlerinin mevzuata uygun, ölçülebilir, şeffaf ve objektif kriterlerle yürütülmesi gerektiğini belirtti. Hiçbir medya kuruluşuna ayrıcalık tanınmasını istemediklerini ifade eden Geçgel, talebimiz kamu yararı gözetilerek, yayınların niteliği ve erişimi dikkate alınarak adil bir sistem kurulmasıdır. Kamu kurumlarıyla medya kuruluşları arasındaki bütün ilişkileri ortadan kaldırmak, basını desteklemek bir yana, yerel haberciliğin ekonomik kaynaklarını daha da daraltmaktadır. Burada ihtiyaç duyulan şey kontrolsüz harcama değil, doğru ve adil bir kamu politikasıdır.”

Gazetecilerin emeği aldıkları ücretle orantılı değil

Gazetecilerin mesleki sorumlulukları ile elde ettikleri gelirler arasındaki dengesizliğe de değinen Geçgel, özellikle yerel ve dijital medyada çalışan basın mensuplarının önemli bir bölümünün geçim sıkıntısı yaşadığını belirtti.

“Bugün birçok gazeteci, yaptığı işin sorumluluğuyla orantılı bir gelir elde edemiyor. Günün her saatinde haber peşinde koşan, gece yarısı gelişen olayları takip eden, ailesinden ve özel yaşamından fedakârlık ederek çalışan meslektaşlarımızın önemli bir bölümü ekonomik açıdan zorlanıyor” diyen Geçgel, şunları kaydetti:Gazetecilikte mesai kavramı çoğu zaman ortadan kalkıyor. Bir olay meydana geldiğinde gazeteci için tatil, hafta sonu veya gece ayrımı kalmıyor. Sahada risk alan, kimi zaman tehditlerle karşılaşan, kimi zaman fiziksel ve psikolojik baskıya maruz kalan gazetecilerin ücretleri ve sosyal güvenceleri ise ne yazık ki her zaman bu sorumluluğa uygun olmuyor. Düşük ücretler, düzensiz çalışma saatleri, fazla mesai sorunları, iş güvencesinin yetersizliği ve ekonomik belirsizlikler mesleğin geleceğini tehdit ediyor. Deneyimli gazetecilerin sektörden uzaklaşması, gençlerin mesleğe umutla başlayamaması ve nitelikli insan kaynağının azalması hepimizi düşündürmelidir.”

Gazeteciliğin ekonomik kaygıların gölgesinde yürütülmek zorunda bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Geçgel, “Mesleğini hakkıyla yapan gazetecilerin insanca yaşayabilecekleri ücretlere, güvenli çalışma koşullarına, sosyal güvenceye ve mesleki gelişim imkânlarına sahip olması gerekir. Basın çalışanlarının emeği korunmadan, güçlü ve bağımsız bir medya yapısı kurmak mümkün değildir.”

Gazetecilere yeşil pasaport verilmesi bir gerekliliktir

TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, gazetecilerin yeşil pasaport hakkından yararlanması gerektiğini belirterek bu konuda yürütülen tartışmaların somut bir yasal düzenlemeyle sonuçlandırılması çağrısında bulundu.

Türkiye’de yeşil pasaport hakkının farklı meslek grupları ve kamu hizmetleri kapsamında gündeme geldiğini, zaman zaman nüfusu oldukça az olan yerleşim birimlerinin yöneticileri için dahi bu hakkın tanınmasının tartışıldığını hatırlatan Geçgel, “Elbette her meslek grubunun talebi kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Ancak dünyanın dört bir yanına haber peşinde koşan, uluslararası gelişmeleri takip eden, ülkemizi yurt dışında temsil eden ve görevini yerine getirmek için sık sık seyahat etmek zorunda kalan gazetecilerin bu konudaki taleplerinin de artık karşılık bulması gerekiyor” dedi.

Gazetecilerin uluslararası bir toplantıyı takip etmek, savaş ve afet bölgelerinde yaşananları yerinde görüntülemek, ülkeler arasındaki gelişmeleri kamuoyuna aktarmak veya mesleki organizasyonlara katılmak için seyahat etmek durumunda kalabildiğini belirten Geçgel, vize süreçleri, yüksek başvuru maliyetleri ve bürokratik engellerin özellikle ekonomik imkânları sınırlı gazeteciler için ciddi sorunlara dönüştüğünü ifade etti.

Bir gazetecinin mesleğini uluslararası alanda icra edebilmesinin yalnızca kendisi açısından değil, ülkenin dünyaya doğru ve etkili biçimde anlatılması açısından da önemli olduğunu vurgulayan Geçgel, şöyle konuştu:Gazetecilerimizin uluslararası haber takibini kolaylaştıracak düzenlemeler yapılması artık bir ihtiyaçtır. Bu nedenle belirli mesleki kıdem, çalışma süresi, aktif gazetecilik faaliyeti ve mesleki yeterlilik gibi objektif kriterler esas alınarak gazetecilere yeşil pasaport hakkı tanınmasını istiyoruz. Bu hakkın kimlere, hangi şartlarla verileceği açık ve adil bir yasal çerçeveyle belirlenmelidir. Gazeteciler, yeşil pasaport hakkının tanınması konusunda öncelikli olarak değerlendirilmesi gereken meslek gruplarından biridir. Meclisimizin ve ilgili kurumlarımızın bu çağrıyı dikkate almasını, gazetecilerin uluslararası hareket kabiliyetini artıracak düzenlemenin daha fazla gecikmeden hayata geçirilmesini bekliyoruz.”

Basın özgürlüğü sadece kâğıt üzerinde kalmamalı

Geçgel, basının ekonomik bağımsızlığının editoryal bağımsızlıkla doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek gazetecilerin yalnızca ekonomik değil, mesleki ve hukuki sorunlarının da çözülmesi gerektiğini ifade etti.Bir medya kuruluşunun ekonomik olarak ayakta kalabilmesi, haberlerini özgürce hazırlayabilmesinin temel koşullarından biridir. Gelir kaynakları daralan, çalışanlarının maaşlarını ödemekte zorlanan, baskı ve yayın giderlerini karşılayamayan bir medya kuruluşunun sürdürülebilirliğini sağlamak kolay değildir. Ekonomik bağımlılık arttıkça editoryal bağımsızlığın korunması da zorlaşabilir” diyen Geçgel, sözlerini şöyle sürdürdü:“Gazetecilerin haber kaynaklarına erişimi, haber yaparken güvenliğinin sağlanması, mesleki faaliyetleri nedeniyle baskı görmemesi ve hukuki süreçlerde adil güvencelere sahip olması büyük önem taşıyor. Basın özgürlüğü, yalnızca bir anayasal ilke olarak anılmamalı; günlük çalışma hayatında da güvence altına alınmalıdır. Öte yandan dijital medyanın hızla büyüdüğü bir dönemde gazetecilik mesleğinin ölçütleri de korunmalıdır. Sosyal medya üzerinden içerik paylaşan herkesin gazeteci olarak kabul edilmesi, mesleğin etik ve mesleki standartlarını belirsizleştirebilir. Gazetecilik; doğrulama, tarafsızlık, kamu yararı, sorumluluk ve hesap verebilirlik gerektiren bir meslektir. İnternet gazeteciliğinin gelişmesi, bu ilkelerin ortadan kalkması anlamına gelmemelidir. Mesleki standartların güçlendirilmesi, gazetecilerin eğitim ve gelişim imkânlarının artırılması, dijital yayıncılığın sürdürülebilir bir ekonomik yapıya kavuşması ve basın çalışanlarının haklarının korunması için kapsamlı bir yol haritasına ihtiyaç vardır.”

Gazeteciler günü sadece kutlama değil hak rama günüdür

TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, 21 Ekim Gazeteciler Bayramı vesilesiyle yetkililere çağrıda bulunarak basının ekonomik ve mesleki sorunlarının çözümü için somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

“Bizim mücadelemiz ayrıcalık mücadelesi değildir. Biz, gazetecilerin emeklerinin karşılığını alabildiği, medya kuruluşlarının ekonomik olarak ayakta kalabildiği, yerel basının susturulmadığı ve internet gazeteciliğinin güçlü bir hukuki zemine kavuştuğu bir Türkiye istiyoruz” diyen Geçgel, çağrılarını şu şekilde sıraladı:

“Kamu kurumlarına çağrımız nettir: Tasarruf politikaları yeniden değerlendirilirken basın sektörünün yaşadığı ekonomik sıkıntılar dikkate alınmalıdır. Gazete ve dergi abonelikleri, yayın alımları ve kamu reklamları konusunda mevzuata uygun, objektif ve şeffaf uygulamalar geliştirilmelidir. Yerel ve dijital medya kuruluşlarının sürdürülebilirliğini destekleyecek çözümler üretilmelidir. İşverenlere ve medya yöneticilerine çağrımız; gazetecilerin ücret, sosyal güvence ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için gereken sorumluluğun üstlenilmesidir. Yasama ve yürütme organlarına çağrımız ise gazetecilerin yeşil pasaport talebi başta olmak üzere mesleki haklarının daha fazla ertelenmeden ele alınmasıdır.”

Unutulmamalıdır ki gazetecilik zayıflarsa toplumun haber alma hakkı da zayıflar. Yerel basın kapanırsa şehirlerin sesi kısılır. Gazeteciler ekonomik baskı altında kalırsa mesleğin geleceği zarar görür. Basının güçlenmesi, daha şeffaf, daha hesap verebilir ve daha demokratik bir toplumun güçlenmesi demektir” ifadelerini kullanan Geçgel, sözlerini şöyle tamamladı:21 Ekim’i yalnızca kutlama mesajlarıyla geçiştirmeyelim. Bu anlamlı günü, gazetecilerin sorunlarının çözüme kavuşturulması için bir başlangıç noktası hâline getirelim. Basın kuruluşlarını yaşatacak, gazetecilerin haklarını koruyacak ve mesleğin geleceğini güvence altına alacak adımları hep birlikte atalım. TİGAD olarak gazetecilerin hak mücadelesini sürdürmeye, internet medyasının ve yerel basının sorunlarını her platformda dile getirmeye devam edeceğiz. Bu vesileyle, mesleğini etik ilkelerden ayrılmadan, kamu yararını gözeterek ve hakikatin izinde kalarak icra eden tüm gazetecilerin 21 Ekim Gazeteciler Bayramı’nı kutluyor; görevleri başında hayatını kaybeden basın emekçilerini rahmetle anıyor, bütün meslektaşlarımıza sağlık, başarı ve mesleklerini özgürce yapabilecekleri bir çalışma hayatı diliyorum.”

REKLAM ALANI